Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

26 Eylül 2014 Cuma

OKULÖNCESİ EĞİTİMDE, YABANCI DİL ÖĞRENİMİ GEREKLİ(Mİ)DİR

Araştırmalara baktığımızda gördüğümüz üzere; beynin dil öğrenme konusunda iki ile dört yaşlar arasında kritik bir pencere sunduğundan emin oluyoruz.

İngiltere ve ABD'den uzmanlara göre, dört yaş öncesi, insan beyninin yeni kelimeleri

öğrenme konusunda dış etkiye en açık olduğu dönem.
Journal of Neuroscience adlı bilim dergisinde yayımlanan araştırma, konuşma bozukluklarına erken müdehale etmenin gerekliliğini de bu sebebe bağlıyor. Aynı zamanda, bu araştırma çocukların küçük yaşta iki dili aynı anda öğrenmesinin kolaylığını da açıklamış oluyor.
Bebekler 12 ay'a geldiklerinde 50 kadar kelimeyi çoğunlukla bilir duruma gelirler. Ama altı yaşına geldiklerinde kelime hazineleri 5 bin kelimeye çıkar.

Kişisel tercihim olan, somut örneklerden söz etmek istiyorum;  
Londra'daki King's College ile ABD'de Rhode Island'daki Brown Üniversitesi'nden bilim insanları araştırmalarını, bir ile altı yaş arasında beyin gelişimi normal 108 çocuk üzerinde yaptılar.

Kritik yaş
Yaptıkları beyin taramalarında, doğumdan itibaren beyin devreleri içinde gelişen miyelini (sinir iplikçiğini yalıtan yağdan kılıf) izlediler.

Özellikle de dil öğrenmeyle ilgili devrelerin bulunduğu beynin sol ön kısmını gözlediler.

Miyelinin dağılımının bu bölgede dört yaşından sonra sabit kaldığını keşfetmek araştırmacıları şaşırttı ve beynin dört yaşından önce daha esnek olduğunu göstermiş oldu.

Bu nedenle dış etkenlerin beyin üzerindeki etkisinin erken yaşta çok daha güçlü olduğunu tahmin ediyorlar.
Araştırma sonuçları, dört yaşın altındaki çocukları iki dilde yetiştirmenin niçin her iki dili de en iyi şekilde öğrenme imkânı verdiğini de açıklamış oluyor.
Aynı zamanda insan beyninin gelişiminde, kavramaya, idrake ilişkin yetilerin dış etkilere çok açık olduğu kritik bir dönem olduğunu ortaya koyuyor.

Çalışmaya başkanlık eden King's College'den Dr Jonathan O'Muircheartaigh, BBC'ye; "Araştırmamız dil öğretme ile ilgili beyin devrelerinin dört yaş öncesinde daha esnek olduğuna işaret ettiğine göre, konuşma bozukluklarıyla ilgili müdahalelerin de bu kritik eşikten önce yapılması lazım" dedi.

Yeni çalışmalar lazım
Dr O'Muirchearthaigh, "Konuşma, otizm gibi bir çok gelişme bozukluğu nedeniyle de gecikebildiği ya da etkilenebildiği için bu bulgular ayrıca önemli" diyerek, bu alanda yeni araştırmalar yapılabileceğinin de altını çizdi.

Oxford Üniversitesi Nöropsikolojik Gelişme kürsüsü öğretim üyesi Profesör Dorothy Bishop da çalışmanın beynin belli bölümlerinin kavramaya ilişkin işlevlerinin gelişimine ışık tuttuğunu söyledi.

Ama Profesör Bishop bulgularının tam olarak ne anlama geldiğinden emin olmak için, konuşma, dil öğrenme konusunda çocuk beyninin gelişiminin uzun dönemli yeni çalışmalarla takip edilmesi gerektiğini de ekledi.

Şimdiye kadarki çalışmalara göre, erken yaşta dil öğreniminin vermiş ya da verecek olduğu bir zarar yok.
Hani artık kalmamıştır ama, ola ki halen ''minicik çocuklara ingilizce öğretilmesine karşıyım'' diyenler varsa ve şuan bu yazıyı okuyorsa, Okul öncesi eğitiminde İngilizce öğreten biri olarak kişisel kanım yanıldıkları yönündedir. 3- 6 yaş arası çocuklarda dil öğrenme daha hızlı ve kalıcı ilerliyor, ayrıca konuşurken çok sevimli oluyorlar :)

12 Eylül 2014 Cuma

İŞ İNGİLİZCESİ; TANIMADIĞINIZ BİR YABANCI MI ? SEMPATİK BİR TANIDIK MI ?

İngilizce öğrenmek hem sosyal hem de iş hayatında gerekli ve ŞART.
Burada, iş hayatında ihtiyaç duyulan iş ingilizcesinden bahsetmek istiyorum...
Eğer iş yaşamınızda ingilizcenizi çok da yeterli bulmuyorsanız, geliştirmek için şunlara bi gözatın ;

(Anlatacağım yöntemler, sadece iş hayatında bulunanlara has değil tabiki, dil öğrenmeyi amaçlayan herkes rahatlıkla faydalanabilir)

Peki,
İş İngilizcesi nasıl gelişir ?

Duyabileceğiniz bir sesle kendi kendinize konuşun.
Her zaman dilinizi pratik yapabileceğiniz birisi yakınınızda olmayabilir. Bir başkasıyla konuştuğunuzu hayal ederek kendi başınıza konuşup cevaplamalısınız. Politika, felsefe gibi önemli konulardan başlayarak dişinizi firçalamaya kadar her türlü konuda fikir yürütün ve kendi kendinize konuşun. Söylediginiz şeye inanmak zorunda değilsiniz, ama bir lisan öğrenirken en iyi şey devamlı pratik yapmaktır. Sizi ancak pratik yapmak İngilizce konuşmada yeterli hale getirecektir. Örneğin, dil öğrenmek için yurtdışında bir ülkeye gittiğinizi düşünün, ister istemez o dili kullanmak zorunda olduğunuzdan öğreniminiz çok daha hızlı gelişir...Ama sizin böyle bir imkanınız bulunmuyorsa, söylediğim gibi kendi kendinize günlük yaşamınıza ingilizceyi taşıyabilirsiniz....

Televizyonda İngilizce iş kanallarını seyredin.
CNN, BBC, vs. gibi pek çok kanal iş dünyasından sürekli haberler veriyor. İngilizce olan kanallarda iş konularını takip ederek hem kelime hazinenizi geliştirebilir, hem de konuşma kalıpları ve terminolojisine alışabilirsiniz. ''Sözlük olmadan o kelime ne demek ben nerden bilicem'' demeyin, dil öğreniminde öğrenilen çoğu kelime sözlük vs. değil, kullanıldığı yere ve cümleye göre anlamlandırılarak öğrenilir...

Yatmadan önce İngilizce bir kitap okuyun.
Uyumadan önce 15 dakika yabancı bir dilde kitap okuma, öğrenme sürecinizde inanılmaz bir tesir yapar. Bu, hafızanızı ve beyninizi güçlendirecek ve size başarı kazandıracaktır. Tabi ingilizce kitap okumak için, Suç ve Ceza'yı almanıza filan gerek yok, eğer ilk kez ingilizce kitap okuyacaksanız, elemetry ya da beginner seviyeleri için hazırlanmış hikaye kitaplarını tercih edebilir ve bir sonraki kitapta seviyenizi yükselterek okumaya devam edebilirsiniz...Belki yakın bir tarihte İngilizce rüya görebilirsiniz!

İngilizce düşünmeye alışın.
Değişik iş durumlarında söylenmesi gereken kalıpları iyi ezberleyin, öğrenin. Benim öğrencilerime herzaman tavsiye ettiğim, hoşunuza gidecek bir tasarıma sahip bir not defteri edinmeniz ve buraya en çok kullanılan ya da ihtiyaç duyabileceğiniz ingilizce cümleleri yazmanız. Mesela gün içinde kullandığınız cümleleri çevirip ingilizcesini bu deftere yazabilirsiniz. İş yaşamınızda en çok kullanılan terimleri çevirebilirsiniz...Böylece otobüste, kahve molasında, hava almak için işe ara verdiğinizde vb. defterinizi çıkarıp notlarınızı bir kez okuyarak tahmin edemeyeceğiniz kadar ilerleme kaydedebilirsiniz. Bazı durumlarda çok alışıldık cümleler vardır ki, bunları söylemeniz size artı puan kazandırır. Yeni bir dil öğrenmekte olan kişi, o dilde düşünmeye başlar. Her gün sadece 5 dakika öğrendiginiz dilde düşünmeye motive olun ki benim not defteri tavsiyem, bu alanda da size faydalı olacaktır. Bu düşünce seanslarını her gün biraz daha uzatın. Ne düşünmeniz gerektigini bir kenara atın. Aklınıza ne geliyorsa, hiç sorun değil, hatırladığınız şiir bile olsa! Her gün bu şekilde düşünmeye alışırsanız çok geçmeden yeni öğrendiğiniz dilin size zor gelmediğini göreceksiniz.
Zor gelmeyecek, çünkü artık onu tanımış ve ana hatlarını çömüş olacaksınız. İngilizce ya da herhangi başka bir yabancı dil, tanımadığınız bir yabancıdan, tanıdığınız ve sohbet etmekten çekinmediğiniz birine dönüşecek...;)

11 Eylül 2014 Perşembe

NEDEN ÖZEL DERS ???


Birebir eğitim, öğrenme metodlarının en etkili biçimidir. Eğitimci, birebir eğitimde, ders boyunca bütün dikkatini öğrenci üzerinde yoğunlaştırma şansına sahiptir. Bu şekilde eğitimci, öğrencinin öğrenme alışkanlıklarını, eğitimin hangi türüyle rahat çalışabildiğini ve bilgi seviyesini kolaylıkla anlayabilir. Bu da, ders programını ve dersin işleniş biçimini kişiye özel planlama avantajı sağlar.

Özel dersin farkı; öğrencinin kendisine uygun çalışma sistemiyle öğrenmesinin yanısıra, uygun zamanlarda dersleri öğrenmesidir. Öyle ki, ben öğrencilerime göre programı değiştirebiliyorum. Mesela o g

ün 3 sınava girmiş ve kendini hiç de öğrenme havasında hissetmeyen bir öğrencim için dersi erteleyebiliyorum...
Birebir çalışırken, kaydedilen ilerleme konuları devirmekle değil, öğrenildiğinden emin oldukça konuyu geçme şeklinde olur. Yani okuldaki gibi öğrenci öğrenmeden başka konuya geçmek sözkonusu değildir. Eğitmenler bir konunun öğrenci tarafından iyice kavrandığına kanaat getirdikten sonra yeni konuların öğretimine geçerler. 
Özel derste öğrenciler, istedikleri kadar temel veya karmaşık soruları sormakta özgürdürler. Okuldaki öğretmenlerinin ayırmak durumunda olmadığı uzun ve özel zamanların tümüne, özel ders esnasında sahiptirler. Güzel olan ise, birebir aldıkları derste ekstra zamana çok da ihtiyaç duymayacaklarıdır. Çünkü zaten öğrenme, rahatlıkla gerçekleşecektir.
Öğrenme potansiyeli kişiden kişiye çok farklılık gösteren bir olgudur. Birebir özel ders, ders zamanlarını, ders programını ve dersin işleniş metodunu kişiye göre düzenlenmesini sağlaması açısından çok etkili bir yöntemdir.
Kişisel tavsiyem; matematik ve ingilizce zayıflığı varsa, mutlaka özel ders aldırılması yönünde.
Ama söylemeden geçemem, İngilizce ya da herhangi bir yabancı dil, sadece okula takviye, not yükseltme gibi düşünülmemeli, bir dil öğrenimi olarak görülmelidir...

7 Eylül 2014 Pazar

PRATİK İNGİLİZCE; KONUŞTUKÇA KONUŞASIN GELSİN...

Bir çok kişi dil öğrenmeyi bir sözel dersi, mesela tarih dersini öğrenir gibi okuyup ezberlemekle yapabileceklerini düşünür. Bu son derece yanlış ve faydasız bir açıdan bakmak demektir. Zaten yabancı dil, bir ders olarak sunuluyorsa dahi, ders değil, iletişim aracıdır.
 Konu, bir dil öğrenmek ise, farklı bir açıdan bakmak gerekir. İnsanlar konuşma yetisiyle doğarlar. Bir kişi bebeklikten itibaren anne ve babasından öğrendiği kelimelerle kendi ana dilini konuşabilir hale gelir. Yani insanlarda var olan dil öğrenme kabiliyeti, ancak konuşarak gerçeğe yansıyabilir. Bebekler, ve çocuklar kendi dillerini konuşabilmeyi dil bilgisi kitaplarıyla veya testlerle ögrenmezler. Bilakis öğrendikleri basit cümleleri ufak ufak kendilerini ifade etmeye, çevresinde konuşulanları anlamaya ve bir iletişim kurmaya çalışarak başarırlar. Bu yetenek yetişkinliğe geçildiğinde, çocukluktaki kadar olmasada kaybolmaz. Öyleyse ikinci bir dili öğrenmenin bundan çokta farklı olmasını bekleyemeyiz.
 Bir dili öğrenmenin amacı onu iletişim kurmada kullanmak için olmalıdır. Sınavları geçmek veya bir sertifika almak için İngilizce ögrenen, daha doğrusu öğrenmeye çalışan kişi, dil öğrenmede gerçek anlamda başarıya ulaşamaz. Ders verdiğim öğrenciler genellikle ilköğretim gördükleri için, bu hatırlatmaları sık sık yapmak durumunda kalıyorum. Ne yazık ki çoğu zaman, sınavdan geçer not aldıkları halde ingilizce bilmediklerini farkedince, ne demek istediğimi anlıyorlar. Yani ''my name is...'' diyebilmek yetmiyor. Diyalaok kurabilmek için doğaçlama, doğaçlama yapabilmek için de ezberlenmiş teknik bilgiden fazlası gerekiyor.
 İnglizce konuşabilmek için öğrenilen kadarını kullanarak bir iletişim çabası içerisinde olunmalıdır. O öğrenilen kadarı ise sürekli artmalıdır. Unutmayın ki bu iş için bir yol bulup o yolu açmadan, istediğiniz hedeflere doğrudan ulaşamazsınız. 
 Okullardaki dil öğretiminin başarısızlığının da nedeni budur aslında. Mesela kimse dans kitapları okuyarak, veya da sadece dans edenleri seyrederek güzel bir şekilde dans etmeyi öğrenemez. Ahenkle ve estetik bir şekilde dans edebilmek için sadece izlemek veya okumak değil DANS etmek gerekir. Bir dili konuşabilmek ve gerçek anlamda öğrenebilmek içinde KONUŞMAK gerekir. 
 Hiç kimse ilk etapta sizden akıcı bir dil kullanmanızı beklemez zaten. Bundan korkup konuşmaktan veya iletişim kurmaktan çekinmenize gerek yok. Bilakis konuşurken hata yapsanız dahi insanları gayretinizle etkileyebilirsiniz ve basamak basamak kat ettiğiniz ilerlemeyi kendiniz gördükçede yaptığınız işten keyif alıp, kendinizi daha fazla motive edebilirsiniz. 
Öz olarak, yabancı dil öğrenimi boyunca istediğiniz hızda ilerlemeniz için pratik yapmanız ciddi bir önem taşır.
Üşenmeyin, ''benden olmaz'' demeyin. Yapmanız gerek şey;
 Konuşmak kadar kolay...

6 Eylül 2014 Cumartesi

CLEVER or NOT CLEVER


YABANCI DİL, TANIMADIĞINIZ SÜRECE ''YABANCI'' DIR

“Kolay İngilizce öğrenmek” pek mümkün değil gibi görünür. Bu durum, yeni öğrenmeye başladığımız her şey için geçerlidir. Zorluk kavramı, kategoriye göre değişse de, korku kavramı pek değişmez.
Bana göre;  İngilizce öğrenmek isteyen kişiler doğru yönlendirilirlerse, kolay ingilizce öğrenmek mümkün olabilir.
Burada sizinle bazı yöntemlerden söz etmek istiyorum. Bu yöntemlerden size uygun olanları benimseyebilir, hatta kolaj yapabilirsiniz...


Zaman ayırın, Çabalayın

“İngilizce öğrenmek istiyorum” diyen herkesin dikkatle okumasını tavsiye ediyorum. İngilizce öğrenmek ciddi manada çaba ve zaman ayırmayı gerektirir. Ne kadar az zaman ayırırsanız, yeni konuları ve yapıları öğrenmeniz de gecikir. Eğer zaman ayıramayacak durumdaysanız, şuan, sizin adınıza İngilizce öğrenmek için doğru zaman değil demektir.

Ne kadar zaman ayırmalıyım?

Günde en az 1 ya da 2 saatinizi İngilizce öğrenmek için harcamalasınız. Bir kursa gidiyor ve ya özel ders alıyor olsanız dahi, bir çalışma programı oluşturmanız gerektiğini unutmayın.
Kendinize, aldığınız dersleri destekleyecek ve pekiştirecek bir İngilizce öğrenme programı hazırlayın ve bu programdan sapmadan ilelemeye çalışın. Burda mesele, öğrenmekten soğumamaktır. Maalesef süreklilik gösteren, tekrar gerektiren konularla pek başarılı olmadığımızı biliyorum. Bunu kolaylaştıracak yöntemler geliştirmeliyiz. Sıkıcı uygulamalardan ziyade, sürekli uygulanabilir ve başarıya götüren yöntemleri tercih etmeliyiz.

Temel Konularla Başlayın

İngilizce öğrenme sürecine en temel konularla başlayın; numaralar, alfabe, haftanın günleri gibi. Temel kelime bilgisini öğrenin. Örneğin İngilizce gramer öğrenmek, tek başına yeterli değildir. Belli konuları öğrendikten sonra okuma, yazma, dinleme ve konuşma pratikleri yapmak gerekmektedir. Öğrendiğiniz her şeyi bir kenara not alın. Bu, zaman zaman geriye dönüp neler öğrendiğinizi kontrol etmenizi sağlar, böylece sistemli ilerlemiş olursunuz.

Kendinizi İngilizce ile çevreleyin

Mümkün olduğunca İngilizce ile ilgili olmaya çalışın. İngilizce öğrenme programına ara vermemeye çalışın. Elinizde her zaman bir kitap, dergi, gazete gibi bir metaryel bulunsun. İngilizce çizgi film seyredebilirsiniz. Çizgi filimler çocuklara yönelik olduğundan ingilizce kelime telaffuzları diğer T.V programlarına göre daha anlaşılırdır. İngilizce alt yazılı filmler seyredebilir, ingilizce şarkı dinleyebilirsiniz. İngilizce makaleler yazmaya çalışın. İlk başta paragraf yazın, sonra da makaleler yazın. Bu anlamda İngilizce günlük tutabilirsiniz. Arkadaşlarınızla İngilizce konuşmaya çalışın. İnternetten İngilizce konuşma diyalogları bulun ve buları kendinize uyarlayın. Hata yapmaktan çekinmeyin çünkü konuşmak, İngilizcenizi geliştirmeniz açısından çok önemlidir. Konuşurken İngilizce düşünmeyi de öğrenirsiniz.

İngilizce Şarkılar Dinleyin

Sizlere tavsiyem, İngilizcesi çok düzgün şarkıcıların şarkılarını sözleri ile birlikte takip etmenizdir. Beğendiğiniz/Sevdiğiniz şarkıların sözlerini, internetden bulabilir, şarkıyı dinlerken eşlik edebilirsiniz. Bunu yüksek sesle yapmanız ve kendinizi duymanız, çekingenliğinizi yenmeniz açısından da önemli rol oynar ;)  Bu şekilde yeni kelimeler öğrenmiş olursunuz. Şarkıları dinlerken “listening”-dinleme pratiği yapmış olur, sözlerini okurken de “reading”-okuma pratiği yapmış olursunuz. Ayrıca,sözlerin çevirilerine bakarak, yeni kelimeler de öğrenmiş olursunuz. Bunların yanında da kelimelerin telaffuzlarını da öğrenirsiniz.

Test Çözün

Öğrenme süreci içinde ne kadar yol aldığınızı öğrenmenin yolu test çözmektir. Okuldaki sınavlar gibi elinize İngilizce testleri alın ve çözmeye çalışın. Çözdüğünüz testler bildiğiniz konularla ilgili olsun. Bu şekilde hangi konuda eksiğiniz olduğunu da görmüş olursunuz. Eğer ders alıyorsanız, bu konuda eğitmeninizden yardım isteyebilirsiniz.

BUNLAR DA SANAL ALTERNATİFLER

Online İngilizce Öğrenme

İnterneti kullanarak İngilizce öğrenme yöntemi diyebileceğimiz “online İngilizce öğrenme”, internetin bu kadar yaygın olduğu günümüze ihmal edilmemesi gereken bir araçtır. İnternetten İngilizce öğrenme konusunda pek çok kaynak bulabilirsiniz. Radyo dinleyebilir, gazete okuyabilir, başkalarının İngilizce öğrenme konusundaki tecrübelerinden faydalanabilirsiniz. Sitelerde yer alan konu anlatımlarını takip edin.

Kendi Kendine İngilizce Öğrenme

Ülkemizdeki bir çok kişi için İngilizce bilmek bir elzem noktasına gelmiştir. Bu bağlamda, bütçemizi zorlamadan, evimizde, internetin karşısına geçip İngilizce öğrenebiliriz. Bunun için gerekli olan tek şey size rehberlik edecek kalitede kişilerin yol göstericiliğince yol almaktır.